Marjane Satrapi, hayatı boyunca ülkeleri, evleri, sürgünleri, geçmişi kaybetmeyi anlattı. Ne rüzgârlar esti, ne fırtınalar koptu, devrilmemişti. Ailesi duyurdu: Marjane üzüntüden öldü.
İlk kez tam olarak anlaşılmış olduğunu hissetmek ne büyük bir lüks, ve kaybı ne kadar koca bir boşluk olsa gerek, tahmin edebiliyorum ancak çünkü hiç tam olarak anlaşılmış olduğumu hissetmedim maalesef, hele de gönül işlerinde. Takotsubo sendromunun kadınlarda daha sık görüldüğünü okumuştum, Yeşilçam klişesiyle “kalp kifayetsizliği”, fiziksel olarak da karşılık bulduğu için bazı hisleri adlandırdığımız kavramlar çok güçlü. Kalp kırıklığı deyip geçmemek lazım, burnunun direği sızlamak da çok gerçek mesela, hala anneannemi düşününce, ki hep Persepolis’teki anneanneye benzetirdim, 25 yıl sonra bile hissediyorum aynı sızıyı. Elinize sağlık, çok sevgiler 🤍
Ne güzel bir yazı, kaleminize sağlık, çok etkilendim ve can dostlarıma gönderdim. Eşime göndermedim, bu mesele en büyük anksiyetem😔 Astrolojiye hic yakın olmayan biri olarak yorumlara bakinca 4.ev ve yengeç meselesi önce güldürdü sonra düşündürdü. Gerçekten çok beğendim yazınızı, kanalizasyon kapaklarından düşenleri merakla bekliyorum, sevgiler.
Bu yorum, çoğu kişiye üst yazıyla alakasız gibi görünecek. Ancak bugün aynı deseni üçüncü defa görünce yazmadan duramadım; Bu anlatı da, diğer okuduklarım gibi, astroloji ile hiç ilgisi olmadığı halde yoğun bir 4.ev ve Yengeç teması taşıyan muhteşem bir yazı.
Teşekkürler.Zevkle okudum üzüntü ile harmanlanmış yazınızı..:)Simdi tam çözemedim.Kocanı çok sevip kocayı kaybedince üzüntüden ölmek mi iyi.? Sevmeyip koca ölünce sevinip normal hayata devam etmek mi iyi.?Bence kocalari bu kadar sevmek iyi birşey değil.Hayatini bir erkekle bu kadar senkronize yaşamak gayet sıkıci.Bu arada kanalizasyon kapaklarindan düşenleri cidden merak ettim.Merakla bekliyorum.
yıllar evvel ilk panik atağımı atlattığımda psikiyatrist bana, iki elif var demişti. biri türkiye'deki, diğeri amerika'daki. türkiye'dekinin duvarları alçak, daha kalabalık, amerika'dakinin duvarları yüksek, daha yalnız. kibirden değil başka bir memlekette insan kendini korumak için duvarını daha yüksek örüyor bence. marjane'nin röportajlarını okurken hep bunu düşündüm. bence iran'da kalabalık, paris'te iki kişiydi, sadece sevmekten gitmedi, duvar üstüne yıkıldı.
Yorumun çok aydınlatıcı ve doğru bence.Yurtdisinda yaşayan insanlar sıgınacak bir liman arıyorlar haliyle. Yurtdışı biz Türklere iyi geliyor mu?Belki geniş bir aile kurup cocuklari okula götür getir,bale kursuna götür,disciye götür,yemek yap,arada diger Turklerle görüs hayat cok düşünmene vakit ayirmadan gelip geciyor.Aklinin yarisi hep Türkiye deki ailende.Panik atak gecirmen gayet normal.Gecmis olsun.Antidepresanlar bunun için var.Insani zorlayan bir hayat.İçsel mutluluğumuzu bulmak senin yaptığın gibi yazmak,benim yaptiğım gibi çizmek çok da dünya işlerinin içine düşmemek ile ilgili diye düşünüyorum.Sevgiler.
Çok güzek yazmışsınız, sayenizde veda ettim ben de🙏🌸
Ne kadar hüzünlü olsa da hikayesi ve sonu, hayata da dair umut verici yanı iyi geliyor insana. Kaleminize sağlık bu arada♥️
Mükemmel yazmışsınız elinize sağlık, harikaydı..
İlk kez tam olarak anlaşılmış olduğunu hissetmek ne büyük bir lüks, ve kaybı ne kadar koca bir boşluk olsa gerek, tahmin edebiliyorum ancak çünkü hiç tam olarak anlaşılmış olduğumu hissetmedim maalesef, hele de gönül işlerinde. Takotsubo sendromunun kadınlarda daha sık görüldüğünü okumuştum, Yeşilçam klişesiyle “kalp kifayetsizliği”, fiziksel olarak da karşılık bulduğu için bazı hisleri adlandırdığımız kavramlar çok güçlü. Kalp kırıklığı deyip geçmemek lazım, burnunun direği sızlamak da çok gerçek mesela, hala anneannemi düşününce, ki hep Persepolis’teki anneanneye benzetirdim, 25 yıl sonra bile hissediyorum aynı sızıyı. Elinize sağlık, çok sevgiler 🤍
Ne güzel bir yazı, kaleminize sağlık, çok etkilendim ve can dostlarıma gönderdim. Eşime göndermedim, bu mesele en büyük anksiyetem😔 Astrolojiye hic yakın olmayan biri olarak yorumlara bakinca 4.ev ve yengeç meselesi önce güldürdü sonra düşündürdü. Gerçekten çok beğendim yazınızı, kanalizasyon kapaklarından düşenleri merakla bekliyorum, sevgiler.
🙏🌸
Anlatımınız harikulade.
Bu güzel yazıyı arkadaşlarıma da gönderdim.
Çok teşekkürler…
eksik olmayın:)
Çok teşekkür ederim Elif Hanım. Ölüm sebebine açıklanan haliyle takılmış elemin bizi neye döndürebileceği üzerine düşünürken yanınıza denk geldim.
Bu yorum, çoğu kişiye üst yazıyla alakasız gibi görünecek. Ancak bugün aynı deseni üçüncü defa görünce yazmadan duramadım; Bu anlatı da, diğer okuduklarım gibi, astroloji ile hiç ilgisi olmadığı halde yoğun bir 4.ev ve Yengeç teması taşıyan muhteşem bir yazı.
:) siz öyle diyorsanız öyledir.
İnsan ölümsüzdür,
ölene kadar.
Bir bıçakla,
bir kalbin susmasıyla,
yahut verilmiş,
edinilmiş,
sahiplenilmiş bir kederle
gidene kadar.
Keder de
kullananın elinde,
dilinde,
kim varsa menzilinde
ölümcül bir silahmış,
ama onun elinden ölmenin
ilk şartı
o kedere inanmakmış,
kederini görmeyenlerin
işlediği
faili meçhul cinayetinde.
RiP 🙏
❤️
Okurken içim burkuldu, gözüm yaşlandı. Evet sessizce çatırdıyor insanı içi ve kimse de fatketmiyor.
Teşekkürler.Zevkle okudum üzüntü ile harmanlanmış yazınızı..:)Simdi tam çözemedim.Kocanı çok sevip kocayı kaybedince üzüntüden ölmek mi iyi.? Sevmeyip koca ölünce sevinip normal hayata devam etmek mi iyi.?Bence kocalari bu kadar sevmek iyi birşey değil.Hayatini bir erkekle bu kadar senkronize yaşamak gayet sıkıci.Bu arada kanalizasyon kapaklarindan düşenleri cidden merak ettim.Merakla bekliyorum.
yıllar evvel ilk panik atağımı atlattığımda psikiyatrist bana, iki elif var demişti. biri türkiye'deki, diğeri amerika'daki. türkiye'dekinin duvarları alçak, daha kalabalık, amerika'dakinin duvarları yüksek, daha yalnız. kibirden değil başka bir memlekette insan kendini korumak için duvarını daha yüksek örüyor bence. marjane'nin röportajlarını okurken hep bunu düşündüm. bence iran'da kalabalık, paris'te iki kişiydi, sadece sevmekten gitmedi, duvar üstüne yıkıldı.
Yorumun çok aydınlatıcı ve doğru bence.Yurtdisinda yaşayan insanlar sıgınacak bir liman arıyorlar haliyle. Yurtdışı biz Türklere iyi geliyor mu?Belki geniş bir aile kurup cocuklari okula götür getir,bale kursuna götür,disciye götür,yemek yap,arada diger Turklerle görüs hayat cok düşünmene vakit ayirmadan gelip geciyor.Aklinin yarisi hep Türkiye deki ailende.Panik atak gecirmen gayet normal.Gecmis olsun.Antidepresanlar bunun için var.Insani zorlayan bir hayat.İçsel mutluluğumuzu bulmak senin yaptığın gibi yazmak,benim yaptiğım gibi çizmek çok da dünya işlerinin içine düşmemek ile ilgili diye düşünüyorum.Sevgiler.
Bunun nir koca veya bir kadın olması gerekmez bir parçan olmuş canlı ya da cansız herşey için geçerli.
oksijen tüpünü önce kendimize sonra başkalarına takmamız gerektiği gibi.
Persepolis’i okurken hissettigim duygulari hatirlattiniz. Herseye ragmen ne mutlu ki bu denli sevmis ve sevilmis.