Madem haziranın ortasına geldik, madem astrologlar Başak burçları için ‘hadi artık, silkelen ve kendine gel, ertelediğin adımları at’ deyip duruyor, madem Amerika’da resmi olarak fırtına sezonuna girdik, ben de uzun zamandır ertelediğim küçük bir ricayı dile getireyim.
Önce bir teşekkürle başlayayım.
ÇETELE bugün varsa, bunu tek başıma yapmadım. Çok eskiden beri tanıdığım gazeteci abilerim, arkadaşlarım destek olmasaydı, tanıdığım tanımadığım insanlar yazılarımı paylaşmasaydı, hiç tanışmadığım okurlarım bir yazıyı beğenip başka birine göndermeseydi, burası zaten olmazdı. Bu yayının büyümesinde emeği geçen insanların önemli bir kısmıyla hayatımda hiç karşılaşmadım bile. O yüzden her paylaşımın, her tavsiyenin, her yönlendirmenin benim için ayrı bir değeri var.
ÇETELE’yi dört yıldır tek başıma büyütmeye çalışıyorum. Bu süre boyunca haftalarca yazı yazamadığım zamanlar da oldu. Bir başka derdin dermanını aramak için doktor doktor gezdiğim, buraya bir kelime edecek halimin kalmadığı aylar da geçti. Ama kimse dönüp bana neden yazmadığımı sormadı, çemkirmedi. Bunun için de ayrıca minnettarım. Yazılarımın paylaşılmasına, alıntılanmasına ya da başka mecralarda yeniden yayımlanmasına hiçbir zaman karşı olmadım. Tam tersine, daha fazla insana ulaşmasını isterim. Beni tanıyanlar bilir en ufak bir mesaja bile elimden geldiğince cevap vermeye çalışırım.
Bu yüzden yakın zamanda bir yazım, yıllardır desteklediğim, kendimi yakın hissettiğim bir mecrada yayımlandığında asıl üzüldüğüm şey yazının paylaşılması değil, bana haber verilmemesi ve ismimin görünür kılınmaması oldu. Durumu dile getirdikten sonra da eksik atıfların düzeltilmesi yerine tüm paylaşımlar kaldırıldı. Belki bu yüzden bu konu beni biraz daha fazla düşündürdü. Çünkü insan bazen yabancılardan değil, tanıdıklarından daha fazla özen bekliyor.
Yıllar önce bir gazeteci bana, “Senin kocanın çok parası yok mu? Sen yazmasan da olur” demişti. O cümleyi hiç unutmadım. Çünkü bazı insanlar hâlâ yazarlığı ve gazeteciliği bir hobi gibi görüyor. Oysa benim de herkes gibi faturalarım var, kiram var, geçim derdim var. Ve ÇETELE’yi kurma sebeplerimden biri buydu. Yıllarca başkaları için yazdım. Bazen günlerce çalıştığım bir yazı için komik sayılabilecek telifler aldım. Bazen o telifleri almak için aylarca bekledim. Bazen de yazının kendisini yazmaktan çok, yayımlandıktan sonra ödemenin peşinde koşmak yorucuydu. Gazeteciliği sevmediğim için değil, emeğin bu kadar kolay görünmez olabilmesinden yorulduğum için. Buradaki yazılar keşke gökten inseydi ama inmedi:) Her yazının arkasında saatlerce okuma, araştırma, yazma ve emek var.
Buradaki mesele hiçbir zaman yazıların paylaşılması olmadı. Tam tersine, ÇETELE zaten insanlar birbirine yazı önerdiği, link gönderdiği ve paylaştığı için büyüdü. Mesele, paylaşılırken yazının geldiği yerin ve onu yazan kişinin görünmez hale gelmesi. Bu yüzden yazılarımı paylaşmak isteyen herkese kapım açık. Yeter ki ismim anılsın, kaynak gösterilsin ve okurlar yazının geldiği yere ulaşabilsin.
Bir not daha düşeyim.
ÇETELE abonelikle ayakta duran bağımsız bir yayın. Eğer yazıları okumak iyi geliyorsa, faydalı buluyorsanız, burada yapılan işi desteklemek istiyorsanız abone olmanız benim için gerçekten büyük fark yaratıyor. Hatta ihtiyaç duyanlar için hediye abonelik de verebilirim. Bir gün şartlarınız değişirse siz de ÇETELE’yi başka insanlara önerir, bir arkadaşınızı davet eder ya da sevdiğiniz bir yazıyı paylaşırsınız. Bu bülten zaten bugüne kadar biraz böyle büyüdü. Ve yıllardır söylediğim bir şeyi tekrar edeyim: Eğer öğrenciyseniz, işsizseniz ya da şu anda abonelik ücretini karşılayabilecek durumda değilseniz lütfen bana bir e-mail gönderin. (elifkey@gmail.com) Daha önce de yaptığım gibi elimden geleni yaparım. Yazılar para yüzünden ulaşılmaz olsun istemem. Ayrıca, okumak istediğiniz meseleler, merak ettikleriniz ya da önerileriniz varsa mail adresim açık.
Bu arada son dönemde aramıza katılan herkese de hoş geldiniz. Bu mektup biraz da onun bahanesi olsun. Umarım burada iyi hikayeler, yeni sorular ve bazen de kendinizden parçalar bulursunuz.
Herkes kendine iyi baksın,
İyi olan kazansın.
Sevgilerimle,
Elif 🙂
Ne diyor şarkıda:
‘Talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar,
Sahibi olduğum her şey: rüyalar.’



