Lindsay Clancy davasında bugün artık başka bir yerdeyiz. Jüri beş gündür, yaklaşık 30 saattir müzakere ediyor. İlk kez salı günü hakime gönderdikleri notta “Oybirliğine ulaşamıyoruz.” yazıyordu. Hakim William Sullivan onları yeniden jüri odasına gönderdi. Çarşamba günü ikinci not geldi: “Uzun müzakerelerin ardından hala oybirliğine ulaşamıyoruz.”
Bu kez Sullivan, Massachusetts hukukunda çıkmaza giren jürilere verilen Tuey–Rodriguez talimatını okudu. Bazen buna çok daha açıklayıcı bir isimle, “dynamite charge” (dinamit talimatı) deniyor. Jüri yeniden içeri girdi. Bir süre daha konuştu. Sonra eve gitmek istedi. Bugün altıncı kez yeniden o odaya girecekler.
Dinamit talimatının mantığı şu: Jüri “Oybirliğine ulaşamıyoruz” dediğinde hakim hemen yargılamayı sonuçsuz bırakmak yerine onlara kabaca şunu söyler:
Bir kez daha deneyin. Birbirinizin görüşlerini gerçekten dinleyin. Kendi düşüncenizi yeniden sorgulayın. Ama sırf bir karar çıkarmak uğruna vicdanen inandığınız görüşten vazgeçmeyin.
Adındaki “dinamit” de tam buradan geliyor: Talimat, günlerdir yerinden kıpırdamayan bir jüriyi yeniden harekete geçirip çıkmazı kırmak, o kilitlenmiş odayı bir karara doğru yönlendirmek için veriliyor.
Bir jüri beş gün boyunca yaklaşık 30 saat müzakere etmiş ve hakime iki ayrı kez “Oybirliğine ulaşamıyoruz” demişse, onları altıncı gün yeniden aynı odaya göndermek hala müzakere midir, yoksa bir noktadan sonra karar çıkarmaları için üzerlerinde baskı yaratmaya mı başlar?
Müzakerenin amacı insanların birbirlerini ikna etmesi, kendi kanaatlerini yeniden sınaması. Dolayısıyla bir jüri üyesinin beş gün boyunca “Ben bu delillerle birinci derece cinayet diyemiyorum” deyip altıncı gün fikrini değiştirmesinde tek başına tuhaf bir şey yok. Belki daha önce önemsemediği bir delili başka türlü görür. Belki başka bir jüri üyesinin söylediği bir şey sonunda yerine oturur. Belki gerçekten ikna olur. Ama bunun tam tersini hiçbir zaman bilemeyiz. **Belki de fikri değişmemiştir; yalnızca o fikri savunacak gücü kalmamıştır. **Çünkü beşinci, altıncı günde o odada yorgunluk vardır, hayal kırıklığı vardır, aynı insanlarla aynı tartışmayı tekrar tekrar yapmanın bıkkınlığı vardır. Eve gitme isteği, bu işin artık bitmesini istemek ve sonunda “Bir şekilde buradan çıkalım” duygusu da o müzakerenin bir parçası haline gelir.
Daha önce bu kadar uzun süre kilitlenen jüriler oldu mu?
Karen Read davası: Karen Read, 2022’de erkek arkadaşı Boston polis memuru John O’Keefe’ye arabasıyla çarpıp onu karda ölüme terk etmekle suçlandı. Read suçlamaları reddetti ve kendisine komplo kurulduğunu savundu.
2024’te jüri yaklaşık 27 saat ve beş gün boyunca müzakere etti. İlk kez anlaşamadıklarını bildirdiklerinde yeniden müzakereye gönderildiler. Bir süre sonra ikinci kez oybirliğine ulaşamadıklarını söylediler. Üçüncü kez çıkmaza girdiklerini bildirdiklerinde ise hâkim yargılamayı sonuçsuz ilan etti. Read 2025’te yeniden yargılandı ve cinayet dahil en ağır suçlamalardan beraat etti.
Emanuel Lopes davası: Lopes, 2018’de Massachusetts’te polis memuru Michael Chesna ile Vera Adams adlı bir kadını öldürmekle suçlandı. Savunma, Lopes’in olay sırasında cezai sorumluluğunun bulunmadığını savundu. İlk yargılama 2023’te jürinin anlaşamaması nedeniyle sonuçsuz kaldı. 2024’te yeniden yargılandığında jüri yine defalarca çıkmaza girdi. Ancak bu kez yaklaşık 32 saatlik müzakerenin sonunda oybirliğine ulaştı ve Lopes iki cinayetten suçlu bulundu.
Karen Read jürisi günlerce konuştu ve yine de anlaşamadı. Emanuel Lopes jürisi ise defalarca çıkmaza girmesine rağmen konuşmaya devam etti ve sonunda bir karara ulaştı.
Şimdi ne olabilir?
Bugün jüri odasında aslında üç ihtimal var. Birincisi, konuşmaya devam ederler ve biri gerçekten fikrini değiştirir. Bir karar çıkar. İkincisi, konuşmaya devam ederler ve hiçbir şey değişmez. Üçüncüsü, hakime yeniden: Hala anlaşamadıklarını iletirler.
İşte o üçüncü not gelirse Lindsay Clancy davası mistrial (sonuçsuz kalma) sınırına dayanmış olacak. Hakim jürinin gerçekten ve kalıcı biçimde kilitlendiğine karar verirse dava bu aşamada bir hüküm olmadan sona erebilir. Bu Lindsay Clancy’nin beraat ettiği anlamına gelmez. Suçlu bulunduğu anlamına da gelmez. Sadece bu on iki kişinin oybirliğiyle bir sonuca ulaşamadığı anlamına gelir. Savcılık daha sonra yeniden yargılama isteyebilir.
Mahkeme dışında yaşananlar
Dün adliyede bulunan ve beraber başka büyük davaları da takip ettiğim gazeteci arkadaşlarımın bana aktardığına göre, mahkeme salonunun dışında da en az içerisi kadar hareketli bir gün yaşanmış. Koridorlar kameralarla, gazetecilerle ve yalnızca Lindsay’i bir kez görebilmek için adliyeye gelen insanlarla dolup taşıyormuş. Dün, jürinin ikinci kez çıkmaza girdiği günün sonunda bu kalabalık iyice büyümüş. Savcılık ekibi adliyeden çıkarken dışarıda bekleyen Lindsay destekçilerinden bazıları savcıları görünce “Utanın! Utanın!” diye bağırmaya başlamış. Anlatılanlara bakılırsa davanın başından beri adliye önünde büyüyen Lindsay desteği de artık başka bir yere evriliyor. Yalnızca Lindsay’e gösterilen bir dayanışma değil bu, davayı açan ve sürdüren savcılığa yönelen öfke de giderek daha görünür hale geliyor.
Bu arada bu ilginin ne kadar hassas bir noktaya geldiğini gösteren en çarpıcı olay hatırlarsanız bir gün önce yaşanmıştı ve Lindsay’i görmek için adliyeye geldiğini söyleyen 56 yaşındaki emekli hemşire Dawn Light, jüri üyeleri binadan ayrılırken onları görüntülediği iddiasıyla gözaltına alınmıştı.
Dün hakim karşısına çıkan Light’la ilgili savcılığın avukatları, Light’ın yalnızca görüntü almakla kalmadığını, adliyenin çalışanlara ayrılmış yasaklı bölümüne de girdiğini ileri sürdü. Polis daha sonra telefonunda silinmiş görüntüler arasında jüri üyelerinin videolarını buldu. Light ise jüriyi çekmeye çalışmadığını, tek amacının Lindsay’i görebilmek ve fotoğrafını çekmek olduğunu söyledi.
Savcılık olayın yargılamanın güvenliğini ve jürinin korunmasını tehlikeye attığını söyleyerek 50 bin dolar nakit kefalet talep etti. Hakim bu talebi Dawn Light’ın emekli bir hemşire olması ve sicilinin temiz olması sebebiyle kabul etmedi ve Light’ı kefaletsiz serbest bıraktı, ancak ciddi kısıtlamalar getirdi.
Light artık kendi duruşmaları dışında adliye binası ve çevresine yaklaşamayacak, Lindsay Clancy davasındaki jüri üyeleri ve tanıklarla hiçbir şekilde temas kuramayacak. O gün çektiği fotoğraf ve videoları yayımlaması da yasaklandı, elindeki görüntüleri ve diğer olası delilleri koruması emredildi. 15 Ekim’de yeniden hakim karşısına çıkacak. Light, kendi duruşmasından çıktıktan sonra kameralara, “Lindsay’i görmek için geldim ve onu gördüm.” dedi.
Bu arada, jüri üyelerini görüntülemek, özellikle bu kadar hassas bir davada elbette hafife alınacak bir şey değil ancak şeyle talep edilen yaptırım arasında da bir ölçü olması gerekiyor. Lindsay’i görmek için adliyeye gelmiş 56 yaşındaki bir kadının yaptığı bu ihlal karşısında 50 bin dolar nakit kefalet talep etmek bana inanılmaz sert, hatta acımasız geliyor.
Savcılığın bu davanın etrafında büyüyen öfkeyi neden anlamakta zorlandığını düşünürken, bence bu 50 bin dolarlık talep de o hikayenin küçük ama oldukça açıklayıcı bir parçası. Savcılığın yol boyunca yaptığı tercihlere de bakmak gerekiyor. Davanın rüzgârına kapılıp Lindsay’i görmek için adliyeye gelen bir kadından 50 bin dolar nakit kefalet istemek bunlardan biri. Adliyenin dışında savcılara neden “Utanın!” diye bağırıldığını anlamaya çalışacaksak, biraz da bu ölçüsüz sertliğe bakmak gerekiyor.
Amerikan cinayet davaları ucuz değil
Bir de bütün bunların görünmeyen bir tarafı var: Bu davaların faturası. Amerika’da büyük bir cinayet davasının maliyetini yalnızca mahkeme salonunda gördüğümüz savcılar ve hakim oluşturmaz. Polislerin ve adliye personelinin mesaileri, güvenlik, jüri, bilirkişiler, adli tıp incelemeleri, dijital uzmanlar, seyahatler, mahkeme tutanakları ve kamu tarafından karşılanıyorsa savunma giderleri de sonunda vergi mükellefinin önüne gelir. Yakın tarihli Karen Read davası bunun iyi bir örneği. İlk yargılamanın kamuya gerçek maliyetinin yaklaşık 700 bin dolar olduğu hesaplandı. İkinci yargılamada ise yalnızca savcılığın belgelenmiş harcamaları 1,4 milyon doları geçti, buna yaklaşık 295 bin dolarlık eyalet polisi güvenlik maliyeti gibi başka kamu giderleri de dahil değildi. Lindsay Clancy davasının toplam maliyeti henüz açıklanmış değil. Ama altı haftadır devam eden, 80’den fazla tanığın dinlendiği, çok sayıda psikiyatri ve adli tıp uzmanının ifade verdiği böyle bir davanın ucuz olmadığı açık. Benzer Massachusetts davalarının kamuya açıklanan giderlerinden hareketle kaba bir hesap yaptığımızda, bu ilk yargılamanın maliyetinin 750 bin ila 1,25 milyon dolar arasında, muhtemelen 1 milyon dolar civarında olması şaşırtıcı olmaz.
Ve eğer bu jüri anlaşamazsa mesele yalnızca “Lindsay Clancy yeniden yargılanacak mı?” olmayacak. Bir başka soru da şu olacak: Massachusetts aynı davayı baştan sona bir kez daha görmek için ne kadar para harcamaya hazır?






Juri ile ilgili notlari okudukca aklima 12 Angry Men filminden sahneler geliyor.
Her zamanki gibi oldukça kapsamlı de vefalı bir analiz. Sabrınıza, kaleminize sağlık. Yazıdizisini okumaya 3 hafta önce başladım ve özellikle ilk hafta sinir sisteminin oldukça yıprandığını söylemek isterim. Sizse her soruyu, her delili anadilinizde olmayan bir dilde tek tek inceleyip bir de okuyucunuza aktardınız... Kolaylıklar dilerim.